Mum Ağlamazsa Ateş Harlanmazmış.
Hazzı,
Bildiğim tüm surlarımdan dolup taşan;
Dağ gibi, gitti.
Gitti, sanki hiç dönmeyecekmiş gibi bir daha gezegene.
Hatta aynı gezegen diyebilmek için
Fazla uzağa gitti.
Dalgalandım ve dağlandım.
En çok da duş alırken...
Temizlemeyi denediğim günahlarım bedenimden
Onun gittiği gibi gitmedi.
Benden giden ne varsa o suyla birlikte sana aktı hep.
Tütsüler
Bir daha hiç kokmadı.
İçime çektim.
Belki sen de içime girersin diye.
Bildiğim
Bilmediğim bütün dumanları ve duaları içime çektim.
Ve geri de verdim dumanları.
Olmayan ellerinle sigara döndüm.
Hatta kimi zaman suratına üfledim.
Bütün dualarım! Bütün dumanlarım!
Ben, gittim.
Aynı beden için fazla uzağa.
Hatta belki tarihte geri...
Galiba onun gittiği yere varmayı deniyordum.
Ama yolda darıldım,
dalgalandım,
ve dağlandım.
En çoksa dağıldım tıpkı
Tıpkı son parçası için ağzı beş karış açık bekleyen yapbozu
Bir orospu çocuğunun dağıttığındaki gibi
Oysa bir lokmacık sen kalmıştın benim tam olmama
Oysa bir kez daha tadım.
Doy(a)madım.
Ah sevgilim açım tene.
İşte o yüzden damarlarıma gir ki
Ağzıma sığmadığın kadarını dahi içime alayım
Düş aklıma ki
Teninden daha derine işleyeyim
Kokumu ben yokken dahi duy ki
Delireyim
Ve delir, lütfen
Ah özlediğim, yanım dur.
Derviş
Artık yorgun
Kervan dargın
Efnan gözlerin şimdi niçin beni aramaz
Şule-riz ettin yine vaktiyle yanmış gönlümü
Şimdi suretin gitti yalnız silüet
Ömr-i Muhayyel bir çok farklı dilde
En sevdiğin musikiyi dinlerken hem de
Bir kez daha gidersen
Bu kez öpüp hoşçakal de
Yorumlar
Yorum Gönder